Edebiyat
Tavernada Virtüöz

İçimde büyüyen muazzam hislerin karanlığa dönüşmesi hakkında bir kaç söz…
- Beni balıkların arasında bulmuşlar, kime nasıl sözler sarf ettiğimi tahmin bile edemezsiniz.
- Senin için söylemek istediğim şeyleri dilime pelesenk olan nefretimin analizinden geçirirken bir böceğe takılıyor aklım ve ayaklarımı denizin kemirgen canlıları kanatmaya devam ediyor ve ben inatla çıkmak istemiyorum denizden.
- Hep alışmış olduğum, yıllardır hiç değişim göstermeyen sevgisizlik ve yanlızlık hissi, en mutlu anlarımda bile aklımdan çıkmayan kötü huylu bir tümör gibi büyüyen kahroluş anıları, şimdi yerini nasıl olurda sonsuz bir saadete bırakır, bilemiyorum.
- Seninle beyaz bir evin duvarlarlarını siyaha boyadık bunca sene.
4,5. Şimdi yeni duvarlar mı örmek lazım yoksa tekrardan beyaz boyaları beceriksiz ellerimiz ve dilimizle boyamaya çabasına girmek mi?
- Gecelerin bu kadar uzun, gündüzlerin böylesine kısa olduğu zamanları, nasıl olurda bunca sene sensiz geçirmişken, artık seninle geçecek geceleri hayal etmekten öteye geçiyor olmamız, içimde yıllardır tek başıma büyütmeye uğraştığım saf sevgiyi kirletir mi? (Bu cümlenin ardından gelen soru sadece kendimi kandırmaktan ibaret)
- Ve daha nicesi yanlız anlarımda, artık senin yanımda olduğunu bilmek ne kadar da enteresan. Seni seviyorum. Tehlikeli, basit ama tehlikeli bu hisleri bir fünye yardımı ile beynimde patlatsan, çiçekler saçılır mı etrafa? (Bir ömrü sapma yöntemi ile saplantısal şekilde yaşamanın hazin sonu)
- Parmaklarını sırtımda hayal etmek ahlâksız bir şey mi?
- İçinde dönüp durduğum aşksızlık çukuruna, senin aşk ile atlaman kimyasal bir patlamaya sebep olur mu? (C₃H₅N₃O₉)
- Peki dudakların dudaklarıma değdiğinde dünya duracak mı?
- Salıncakta aşkı sallarken, müzik eşliğinde raks eden ruhlarımızın önünde bir birimize nefretle bakmak, hangi acıyı bize yaşatır?
- Senin sokağında, seni başka aşkın kollarında, umutsuz sevişmelerde görmek beni öldürür mü? (Bunların hepsi şaka, elbette annelerin küçük burjuva bebeklerini kandırdığı türden; et yemeyeceğiz. İnsan eti yeme isteğine bir şey demiyorum)
- (Bu sayıya şiir hediye etmek istiyorum. Mutsuz bir şampiyonluk hikâyesi çünkü)
Amansız bir hayat,
Uyanık uykularımın vadesi
Kısa kesirler ve matematik ile hesaplanmış.
Sayıları ve kelimeleri duvarlara yazdığımdan
Ders vakitlerinde, hele çocukken
Allah’ın görmediğini sandığım
Kuytu köşelerde
Ara sokaklarda
Ağaç altında
Duvar yanında ve camiden uzak
Tasoları kaybetmemek için
Bıçak.
Misketleri bulmak için
Diken.
Ne kadar kesiyor olsamda dikenleri
Siyah ve tatlı da olsa böğürtlenler
Kırmızı, ekşi ve aralarında dolaşan
Deniz parlaklığı misketlerim.
Ve kan çenemden aşağıya sıcak akarken
Telaşlı bakışlarda
Gözlerimden akan yaşı görmek,
Hatırlamak anne şefkatini
Ve sırtımda dolaşan çelik dikenler
Hevesimi kırmıştı yirmi bir,
Kırmızı püskülleri ve esmer sürücüsü.
Onsekiz vites kalmış bana,
Püskülü yok üstelik.
Üstünlük taslamak uğruna kestiğim lastikler
Ara sokakta çocuk nefreti
Ellerimde acımasız,
Taşları pıhtı doldurmuş. - Seni sıkça hatırlıyorum. Aslına bakarsan zihnimde bir örümcek gibi yaşıyorsun, sürekli yeni bir ağ dolaşıyor aklımın kıvrımlarında. Ben uçlarda gezmek istedikçe takılıyor ayaklarım, pamuktan ağlarına. Ve bu pamuk görünüşlü ağ, keskin, kanlı, azılı bir katil. Tendonlarından kesiyor ruhumu. Ne kan akmayı bırakıyor, nede kuruyor yerde biriken kanlarım. Hüzünlü bir nem akıyor (Kendi sözümü burada kesmek zorundayım, aşağıda bir şeyler oluyor. Galiba biber gazı)
- Ve Tanrı ile geç tanışan sen, adını cinler mi fısıldadı kulağına?
- Ve ölümlüyüm resimlerde.
Senin resimlerinde, yaşamı buldum.
Yokluğunda güneşi doğurmak istedim,
Benim rahmim yok
Ve sen beni doğurmuş olmalısın.
Göbek bağımı,
On yıllık uzaklığa fırlatmışsın.
Cinler bulup kalbine bırakmış,
Ve onlarki her gece
Geçen gece,
Ve yine ondan önceki geceler gibi,
Ruhumuza bir düğüm atarak devam ederler yaşamaya.
Sen ve ben nefes alırız,
Onlar bizi bağlıyor görünmez iplerle.
- Çünkü gece uyur kara.
- Elbette yarını suçlayacağım, dünden nefret edeceğim ve bana şefkat gösteren her kadına aşık olacağım.
- Ben sol anahtarı çizmeyi hiç beceremedim.
- Bunu, lütfen sen söyle…



