Nurettin Topçu-İsyan Ahlakı Kitap İncelemesi

Nurettin Topçu’nun 1934 yılında Paris’te yazdığı ve aslı Fransızca olan tezidir.
Başlangıçta çeşitli ahlak sistemlerinden bahsediyor. Onların fikirlerini ve savunduklarını çürütmeye çalışıyor. Çürütmeye çalıştığı filozoflar arasında Sokrates, Eflatun, Aristotales gibi ünlü felsefeciler var. Bu durum kitabın sonuna kadar böyle gidiyor.
Temelde savunduğu şey felsefenin İslam’da yer bulmasının gerekli olduğu. Ancak bunu tümdengelip tümevarım ile yaptığı ve birçok konuya dalıp çıktığı için okuyucunun anlayacağı şekle vardıramamış. Esasen bunu yapmasına da gerek yoktu; nasıl olsa bu bir tez. Ancak burada da kitabı Fransızca aslından çevirenler, Nurettin Topçu’nun eserine tam bir bağlılık göstermiş olacaklar ki sadeleştirme yoluna gitmemişler.
Açıkçası kitabı okumakta güçlük çektim. Zaten anlaşılması güç bir konu olan felsefe, bu kitapta yeri geliyor 100’den fazla kelime olan cümlelerle içinden çıkılamaz bir hal alıyor.
Bir şeyi anlatmak için “Doğrusu… Doğrusu… Doğrusu…” diye giden uzun uzun ve anlaşılmaz cümleler kurulmuş. Yani sonuca gelmek için illa ya birinin fikrini çürütecek ya da kendi fikrini savunmak için uzun uzun anlatacak. Tabii bu arada bırakın konunun ilk cümlesini bir önceki cümleyi bile unutup sonraki ile bağdaştıramıyorsunuz. Haliyle bu da okumayı zorlaştırıyor. Birçok felsefe kitabı veya felsefeye yaslanan kitap okudum, zira bunun kadar okuması zor olan bir kitap daha görmedim. Sırf yarım bırakmamak için bitirdim.
Kitapta aradığınızı bulamıyorsunuz!
Kitabı okumanın zorluğundan bahsettim. Hadi bunu bir tarafa bırakalım; kitapta bilgi namına da herhangi bir şey yok. Kitabı okumadan önce Nurettin Topçu’nun tezi olduğunu biliyordum ve bilgi dolu olduğunu düşünmüştüm. Ancak beklediğimi bulamadım.
Nurettin Topçu hakkında
1909 yılında İstanbul’da doğan Topçu, liseden sonra eğitimini devam ettirmek üzere burslu olarak Fransa’ya gitti. Burada psikoloji, mantık, felsefe, ahlak gibi farklı konularda eğitim aldı. Daha sonra tekrar İstanbul‘a dönerek Galatasaray Lisesi‘nde felsefe öğretmenliği yapmaya başladı. İstanbul Erkek Lisesi’nde iş hayatı son buldu. 1975 yılında İstanbul’da vefat etti.
Fransa’da doktora yapmış olan Topçu’nun değeri belki de Türkiye’de bilinmediği için onu yeterince anlayamadık. Üniversitede eğitim verebilir seviyede olmasına rağmen Türkiye’de lise düzeyinde kurumlarda çalıştı. Felsefe ile İslam’ın tezat oluşturmasına rağmen onları sentezlemeye çalışması da takdire şayandır.




Düşüncenize katılmıyorum. Şahsen bu kitabı okurken herhangi bir bilgi öğrenme niyetine girmememiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kitabın yazılış amacı sıradan bir okuyucu kitlesine değil bu işle özellikle ilgilenen insanlara hitap etmek ve onları gerçek isyanın nasıl olması gerektiğine ikna etmek.
Merhaba Yiğit Bey,
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sizin değerlendirmenizden sonra dönüp kendi incelememe tekrar bir göz atmak istedim. Aslında yazımda bunun bir tez çalışması olduğunu iki kez özellikle belirtmişim. Ancak sizin de belirttiğiniz gibi, sıradan bir okuyucunun bunu hemen fark etmesi ya da bu çerçevede değerlendirmesi pek mümkün olmayabilir.
Fakat benim bakış açım biraz daha farklıydı. Evet, bu bir tez olabilir ama sonuçta bir kitap olarak yayımlanmış ve okurla buluşmuş bir metinden söz ediyoruz. Dolayısıyla ben de bu bağlamda değerlendirmeyi tercih ettim.
Eğer gerçekten bir tez metni okuyor olsaydım ve siz aynı yorumu yapsaydınız, o zaman size tamamen katılırdım. Ama bu durumda maalesef aynı fikirde değilim.
Aslına bakarsanız, sizinle benim bakış açılarımızı aynı anda haklı çıkaracak bir yorum yapacak olsak, belki de bu kitabın hiç yazılmaması gerekirdi demek en doğrusu olurdu 🙂
Esenlikler dilerim.