İncelemelerKitap

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım Tiyatro Oyunu

Müthiş bir tiyatro oyunu… Beklediğimden çok çok daha iyiydi. Tiyatro okuması kadar iyi hissettiren bir yazım türü daha okumadım, görmedim. İçinde birçok unsuru barındırıyor: mizah, eleştiri, gerçeklik, karakter. Karakterleri sanki kendi gözlerinizle görüyorsunuz. Konuşmalar, tavırlar, mimikler zihninizde canlanıyor. Her an her şey olabilir hissiyle ilerliyor. Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım‘da; içi boş, ahlaksız biriyle aynı mahalleden olan, uysal, sesi çıkmayan arkadaşının başından geçenler anlatılıyor. Sesi çıkmayanın, sesi yüksek çıkanın karşısında ezildiğini az çok tahmin edebilirsiniz. Ama yine de bunu sahnede okumak, izlemek, hayal etmek can sıkıcı.

İlk kez 1964 yılında oynanan Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı tiyatro oyunu, bana kalırsa Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’ndan sonraki en iyi tiyatro oyunudur. Hatta belki bazı yönleriyle daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Bu tiyatro oyununda tarihler ilk kez 31 Mart Vakası’nı (1909) gösteriyor. Sonrasında ise yıllar geçtikçe ilerleyen konularla beraber, bahsettiğim bu iki arkadaşın başından geçenler anlatılıyor.

Aslında işin içinde yoğun bir dram yok. Ama okuyucular, bu oyunun içinde çok derin bir dramın varlığını rahatlıkla hissedebilir. İşin can sıkıcı tarafı şu: biraz güçsüz gözüken biri (gerçekte güçsüz olan değil), karşısında gereksiz özgüvenle duran biriyle karşılaştığında mahcuplaşıyor, daha fazla ezilip büzülüyor. Karşısında sakin, kibar olmaya çalışan birini gören; görece daha güçlü gözüken biri ise, hep karşısındakini eziyor. Bu, işin dramatik tarafı. Belki de toplumun en tanıdık tarafı.

Mizahın altındaki gerçek

1979 yılında yayımlanan Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım kitabında, birkaç yerde kahkaha atmadım değil. Bolca komedi var. Haldun Taner’in işleyiş biçimi, yine dönemin yazarlarından Aziz Nesin ile benzerlikler taşıyor. Dili, gözlemi ve eleştirisi neredeyse aynı keskinlikte. Bu benzerliklerden bir çıkarım yapmak gerekirse, Türkiye’nin koşullarının hiç ama hiç değişmediğini, farklı bölgelerde olsa bile aynı kötü işleyişin devam ettiğini görürüz. Zaman geçiyor ama bazı şeyler aynı kalıyor.

Aslında bir güldürü olmasına rağmen, ben işin daha çok üzücü tarafındayım. Gerçekler komedi adı altında veriliyor; ancak gülsek mi, ağlasak mı emin değilim. Zaten bu zıtlık da bu tiyatro oyunlarını, tiyatro kitaplarını güzel kılıyor: Hem dibine kadar gerçek hem de dibine kadar komik.

Burak Bilen

Kitap okumak sizi bir yerden bir yere götürebilir mi?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu