DenemeEdebiyatMüzik

Kırmızı’nın En Güzel Tonu/ 2. Bölüm

Vedalar Kutsaldır

Rosetta, benim manolya çiçeğim.

Sokaklar Rosetta, sokaklar ıssız ve sessiz. Bir bebek ağlaması iki katlı daireden ve bir seyyar satıcı elinde gazete… Sokaklarda yürürken ardından bakan gözleri görünce sinirden tüyleri diken diken olan ben. Bu sevgi değil de ne Rosetta’m. Aşkının şarabıyla yerle yeksan olduğumdan mıdır bu acı? Soruyorum sana. Ne olur gülme acizliğime. Biliyorum elbet beni de sarıp sarmalar egosantrik haller. Ama şu an seni seviyorum ve sana içiyorum. Ah neyden bahsediyorduk? Unuttum. Evet Rosetta, sokaklar diyordum. Sokaklarda vakur bir sessizlik hakim ve insanlar sana olan aşkımdan bir haber ağır adımlarla yürüyor. Sokak satıcısı başka bir genç kız, sepetinde elmalar, bana yaklaşıp “vill du ha ett äpple” diyor… Sana olan tutkum beni öldürecek Rosetta, bırak nazlanmayı da kalbine al beni. O büyük Tanrı ki benim içinde bir yer ayırmıştır en kutsal yerinde. Kucağını aç da sarıl bana doyasıya. Biliyorum çok şey istedim. Ama ne yapayım artık dayanamıyorum! Ellerim titriyor, bacaklarımı hissetmiyorum, üşüyorum. Birazdan bu mektubu yazdığım masadan kalkacak ve yatağımın kenarında duran urganı boynuma geçireceğim. Hayır, hayır Rosetta bu bir intihar değil, bu sonun başlangıcı. Varsa eğer öbür dünyada seninle kavuşacağım. Sana bu mektubu ulaştırdıklarında ruhum çok uzaklarda olacak. Şimdiden gözlerimin önüne geliyor o acı dolu bakışların, “Kim bu?” diye soruşun ve sonra aklına gelecek seslendirdiğin şarkının son nakaratında göz göze geldiğimizde yüzümde beliren gülüşüm. Gidiyorum Rosetta! Gidiyorum bu dünyaya son veda. Gidiyorum ve güller döküyorum yollarına. Gidiyorum ve şarkılar içiyorum defalarca…

Yatağının kenarına yönelir, adımları yavaş ve titrektir, otelin ara koridorunda duyduğu seslere kesilir kulakları, insanlar her şeyden habersiz kendi hallerindedir. Belki ruhu yaşama hevesi tutturmuş olacak ki pencereden bakmayı ihmal etmez. Karşı cadde de yürüyen kalabalıkta ondan habersizdir. Geriye doğru dönüp tekrar aynı yöne adım atar. Bir tabure çeker ve üstüne çıkar. Urganı sıkı bağlamıştır boruya ve son bir bakış daha az önce kalktığı masaya… Derin bir nefes alıp, ölümün kucağına bırakır kendini. Elveda!”

NOT: Bu bir müzikli hikayedir. Aşağıda verdiğimiz videoyu oynatarak okuyabilirsiniz.

Yunus Emre Doğan

Yıllar önce başlayan yolculuğum beni buraya kadar getirdi ve ömrümün sonuna kadar duygularımı yazarak ifade edeceğim. Edebiyat okudu... Bir kitap babası..."Har-Bir Acı Hikaye" Hayal kurmayı seviyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu