
bir lambası eksik artık sokağının,
gözü yaşlı bir cenaze kendini taşıyor, evinden uzağa
evi artık yalnız kalıyor bir renk kadar,
kararmasın sokakların
bilemezsin ama bir dün kadar kirlidir.
ne senle bitiyor, ne de henüz başlamış
bir yol kadar uzuyorsun içimde
neresinden bitse,
bir orman filizlenir köklerin
bir lambası eksik artık sokağının,
ayaklarım oraya gitmiyor.
beyaz bir çarşaf kadar sarılı üstüne yalnızlığım
hangi gece seni benden gizliyor?
karanlık odaların yarım sürahisi,
bir damla daha olsan taşardın belki içimden,
bir damla daha olsan belki,
hayal meyal, dolardın içine bir ovalin
şimdi tek tek, yüzler bile yabancılaşıyor sana
bir ölü kadar beyaz ve bir nehir kadar dudakların,
kurumuş
sen korkulu gecenin tek ölüm sahibi
sen, omzunda Azrail’in bir nefes kadar sıcaksın
ne almış, ne de alacaksın
ancak ve ancak!
sen bu gönüle muhtaçsın
yoksa çoktan bir cenaze taşıyor kendini,
senden uzaklara.



