EdebiyatHikaye

Gözlerdeki Fırtına

Gözlerim sadece bir boşluğa bakıyordu. Siz hayatınızda hiç bir boşluk gördünüz mü, ama gerçek bir boşluk? Ben de şimdiye kadar hiç görmemiştim. En garibi ise o boşluğun daha derininin kalbimde oluşmasıydı…

Benimle beraber bulutlar da başladılar ağlamaya, hıçkırıklarıma ortak oldu gök gürültüleri… Yağmur sanki içimde oluşan yaraların izlerini temizliyordu. Beni teselli edecek bir tek kuşlar vardı yanımda. Hani başroller hep ekranlarda olurdu, öyleyse benim başrolüm neden erken veda etmişti ekranlara?

Gözlerim boşluğa bakmaya cesaret edemedi, arkamı dönüp ağladım uzun uzun. O boşluğu son defa görecek olma olasılığım korkuttu beni. Ona artık sarılamayacak olmam, birlikte dizi izleyip gülecek birinin olmaması, şarkı söylemeyi sevdiğimi bildiği için durmadan şarkı söylemem için ısrar eden, beni hayata bağlayan, beni çok içten bir şekilde sevecek biri olmayacak olması korkuttu beni… Hayatımda koca bir boşluk ile nasıl yaşarım diye düşündüm. Ama insan bir tarafı yokken nasıl yaşayabilirdi ki? Son çare yalvardım boşluğa, annemi bıraksın diye. Bırakmadı…

Annem gülsün diye şakalar yaptım, hareket etsin diye kızdırmaya çalıştım, ısınsın diye sarıldım. Ama annem ne güldü, ne kızdı, ne de ısındı… Annem kalkmadı yattığı yerden, boşluk içine çekti onu. “Ben yanındayım kızım, geçti.” demedi bana. O yüzden geçmedi kalbimdeki boşluk hissi.

Annesi ona kızıyor diye ağlayan kız, şimdi de annesi ona kızmıyor diye ağlıyordu…

Annem gitti, sol yanım gitti, dayanağım gitti.

Annem gitti, yaşama amacım gitti, kalbimdeki sevgi gitti.

Ve annem gitti, içim gitti…

Şimdi daha iyi anlıyorum boşluğa dönüşen insanların arkasından ağlayan insanları… Daha çok kızıyorum kendime, anneme her saniye sarılmadım diye. Şimdi daha gururluyum, annemin istediği gibi bir evlat oldum diye. Şimdi daha mutsuzum, annemin yokluğunu en derinden hissediyorum diye…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu