Tanrı ve Kalem

Neden kırgınsın bana, bir çığ mı yuvarlanıyor içinde
Yoksa sen bir dağ mısın? ördüğün gururunla
Ben miyim gözlerindeki, yoksa bir kalem mi çiziyor renkleri,
aklının uçurumlarında?
Bıraksan düşerim, bırakmasan bir rüzgar kadar sinsi nefesin
Her an boynumun dibinde
Sahi sen nasıl olur da bu kadar yakın ve bu kadar uzaksın
Sen tanrı mısın?
Bir bir düşüyor, her mevsimin rengi suskun
Her uçurum kenarı bir başkası kadar yalnız, uzunca savrulan başakların içinde
Sen diyorsun ki, değişmez insan,
Ve bu yüzden yolun benden uzuyor
Gel gör ki ne sen, ne de ben
Ben ve sen kadar yarım
ve hep uzak bir masal kadardık, senin.
arka bahçelerinde
sen bir çocuk renklerle oynayan,
bense renk ne demek bilmeyen bir maviydim
Gel gör ki artık baksan bile anlamazsın
Çünkü çoktan kurulmuş bir başkası
bana benzeyen ama ben değil
Sen kayıp yolların ıssızında bir kav arar dururken
Yaktığın hangi liman getirir ayaklarını?
Bir kara toprağa,
ben orada kendimi bulurum
tam da altında
Neden kırgınsın bana, belki bilemedim
ama ben ne sen ne de bir başkası değildim
sen mi çizdin ki gözlerimi, orada kendini buluyorsun
neden kendini değil, beni bende arıyorsun?
Sahi sen tanrı mısın?
Ne başlamış, ne de bir sonu var
kırgınsan, bir kelebek ol
kanadından bir uçurumda ev kuracağım kendime
kızgınsan, beni de al
kısa bir günün en uzun anı kadar
uykunun, uykusuzu kadar
ve ölümün, yaşamı kadar
kısa ve bensiz…

