Telafi

Ciğerlerimi mürekkeple doldurmak,
Ardından akan kırmızı ve mavi
Rüyalarımı da dinliyor artık
O, sessiz, uzak ve bir o kadar yakın.
Kollarımı tanıyor ve ardımda bıraktığım izi
Kabuk bağlayarak tamamlıyor.
Acılarımı anlıyor,
Amansız bir sabaha uyanıyoruz.
Henüz aşk icat edilmemiş
Ve biz güneşe tapıyoruz
Sevişiyoruz,
Dünya biraz daha cehenneme dönüyor.
Biz, ellerimizi bir silah olarak kullanmaktan hiç çekinmiyoruz.
Dilimizi belirliyor o sıvı;
Aşk…
Ne akışkan ne de duru bir su bu
Kıvrımları, henüz keşfedilmemiş arzunun.
Ve bahçemi örümcekler ziyaret ediyor
Ben bacaklarına çaput bağlıyorum
Onlar ruhuma ağlar örüyor.
Evet, karşılıklı elbette her şey
Onlar büyü, ben dilek kemiğiyim.
Gökten hiç düşmedi elma,
Sen ve ben çaldık onu.
Kötü bir oyun oynayalım,
Adına aşk diyelim ve
İnanalım cennette buluşacağımıza.
Bu zamanların telafisi için sevişmek istiyorum seninle ve ardı sıra yolculuklara çıkıyorum. Bunun sonu gelmeyecek biliyorum.
Ve ardından bir muhabbeti hatırlıyor gözlerim;
Bana bunları anımsatan bir öyküye rastladım
Hikayemi bilenler şaşırmayacak elbette
Pek çok giz barındırdığından anlarım
Yürüdüğüm yolları yürümekle bitirmez ellerde
Pek çok sıcak, pek çok soğuk
Yanar, donar ve oraya tekrar döndüğümde
Seni bulamayacağımı öğrendiğimden beri
-Ki bunu zamana sığdıracak gücüm yoktur.-
Parmak izlerimi kaybetmeye başladım
Ardımdan izleyen bir gözü istedim
Ezbere konuşmayı sevmiyorum
Dilime pelesenk değil yaşamak denen kelime
Uyuduğum anları bana hatırlat isterdim
Uyanmak pahasına seninle uykuya dalmayı
Cesaret zannederdim.
Kaybettim
Aradım
Ve şehirleri
Yolları
Sokakları
Caddeleri
Ve ardından nice anı ezberlemek uğraşıma
Ruhumu feda ederdim
Ve hayret ile beklerken sonrayı
Öğrendim, bulamayacağım aradığımı
Fakat unutmayacağım,
Sesini bileklerimden akan kana bağladım
Çın çın çınlarken toprağa ve taşa
Ciğerlerime hapsettiğim o narin ten
Ve omuzumda hissettiğim ağırlığın
Kamburumu boyayacak,
Çiçek renklerine ve bozkıra
Uyuyacağım bir gün,
Ölüm, ağır tartacak ruhumu
Vasiyetimi çok öncelerden yazdığımdan
O karanlıktan sana bakacağım,
Gökten ve yerden sana seslenecek olana
Sıkı sarıl.
Umudu taşıyacak gücüm hâlâ var.
Ve mumlar yakılıyor
Aynı sokakları dolaşıyoruz seninle
Fakat denk gelmiyor ruhlarımız aşka
Ben huzursuz bir gaflet taşıyorum
Anıları sana biriktiren hafızam
Artık yenik düşüyor yaşamaya
Günün sonunda ve başında
Senin ismin geçiyor gözlerimin önünden.
Buna da alışıyorum
Ve başka kollarda uyuduğum zamanlarda
Senin uykularına uyanıyorum
Biliyorum
Son zamanlarımı yeşil süslüyor
Şekerleri senin getirmeni bekliyorum
Kapı hiç çalınmıyor.



