Edebiyat

Sokak.

Koşa koşa çıktım yokuşu, varamadığım sokağına ilk kez telaşsız bakabilmek için. Sokaklar kedi ve kadın kokuyordu. Gözlerim, içimden geçen anıları izledi.Adını bilmediğim bir his tuttu elimden. Gökyüzüne boşalttım içimi, yine bulutlara anlattım, merdivenlerini çıkmadan önce.

Sana gidiyordum, senin olmadığın yerlerde. Kapını gördüm, basamaklarını. Kaç kez geç kalıp koşa koşa indin diye düşündüm, neleri düşürdün inerken, kaç kez unuttun anahtarını, yağmura yakalanıp şemsiyeni almak için kaç kez döndün, hep yalnız mı adımladın yoksa eşlik eden gölgeler mi vardı? Ben bunları hiç bilemeyecektim. Bilinmeyenlerle dolu basamakları adımladım.

Kapı açıldı, yokluğunla didişen sinmişliğin vurdu yüzüme, gülümseyip geçtim eşikten. Kırık bir anahtarlık burktu icimi. Gözlerim seni canlandırdı her yerde. En çok hangi sandalyede oturdun, hangi terliği giydin, halının hangi ucuna takıldın… Ben bunları da hiç bilemeyecektim. Odanın kapısında durdum, giremedim. Her bir köşeyi izledim ve gördüm seni, düşündüm. Sen orda bir yerde kalmıştın. Sesin kedinin tüylerinde hâlâ uçuşuyordu. Öptüm uzunca, önce kediyi sonra sesini. Seninle uyudum tüm gece. Kaç kez uyku tutmadı bu odada, kaç kez dolanıp durdun içinde, kaç kez kimse görmeden ağladın, kac kez kendi içinde kayboldun…Ben yine hiç bilemeyecektim.

Sabah defalarca kaybettiğim yollardan geçtim. Her köşeye seni bırakmışım, buldum. Önce seni sonra çocukluğumu. Saklandığım, sakladığım her şey birer birer çıktı sokaktan, o saklanmış mutluluklarında baktılar bana. Ben en mutlu anlarımı orda mı bırakmıştım, bilemeyecektim. Bir vapur alıp götürdü beni. Gözlerimi kapattım, en son orda çalan müziği dinledim, merak etmiştin. Vardığım her iskelede, yine her şey oradaydı.Yerli yerinde. Benim yerim neresiydi, kimse görmüşmüydü kaçışlarımı ?

Uzunca izledim denizi, hayal köşeme baktım. Ne imkansızdı o zamanlar şimdisi. Şimdi ne kolay yürüdüm, telaşsız, koşmadan, yetişmeden, sakince…

İçimden sarılmak geliyor sokağından geçtim. Hâlâ orda birbine sarılı kalmışlıkları gördüm. Mavi bir Cafe kapısı kırdı kalbimi, renkli bir merdiven gülümsetti.Yine binlerce sakladığım his geldi yürüdü yol boyu benimle. Kaybolmak istedim, eve geç kalacak kadar kaybolmak. Çok güzel kaybolurdum ben.

Pembe eteğin ve yeşil camın masasına gidemedim bir tek. Ismarlanmayı bekleyen iki çaya yetişemedim. Yine geç kaldım. Yine bütün geç kalmışlıklarım Şişhane durağından uğurladı beni.

Ben hep ordan uğurlanırdım.

gltnhzr

Sevgili Lanu...

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu