Edebiyat

Acıya Randevum Var

İlaç kokusu almam gereken koridorlar buram buram acı kokuyor. İki güzel söze muhtaç insanlar kapı ardlarında bekliyorlar. Hastane koridolarında beklerken anlıyorlar, dışarıdaki dünyanın anlamsız olduğunu. Geçen her dakikanın verdiği huzursuzluğu benimsiyorlar. İyi şeyler duymaya ihtiyaçları olduğu anda hayat tüm acımasızlığıyla yine karşılarında. Hayatları bir kez daha yıkılıyor, belkide ilk kez…

Hayatın karanlık odasına bir adım daha atıyorum. Bir ışık görmek umuduyla yaşıyorum. Her gecenin bir sabahı vardır diyorlar, o sabahı bekliyorum. Hayatsız bir hayatla, yoluma geri geri giden adımlarımla devam ediyorum. Umutsuzluk dolu yüreğimde kalan birkaç parça umut kırıntısıyla daha kendime ilaç olamıyorken, dışarıdaki dünyayı düşünüyorum. Şu iğrenç dünyada bana kendimi bir başıma hissettiren ne varsa nefret ediyorum. Hiç bir şeye karşı nefret duymayan ben, bunuda hissediyorum. Cahit Zarifoğlu diyor ya hani “Ben bu çağdan nefret ettim, etimle kemiğimle nefret ettim…”

Bugün yine bir koridor başındayım. Acının kokusunu almaktayım. Gözümden akan sayısız yaşla kafamı susturmak için çabalamaktayım. İçerden gelen sesle geldim kendime. Gözümden düşen bir damla yaşla, duran kalbinin makineden çıkan seslerine kulak verdim. Sonrasıysa bilinen hikaye. Bir ayrılış, bin yakarış. Hayatın yeniden başıma yıkıldığı dönemde son kez yıkılıyorum bende. Son kez yaşıyorum, son kez düşüyorum, son kez düşünüyorum, son kez… Her şeyin son kez olmasını diliyorum. Her zaman bunu düşünürken kendimi bir köşede bir başıma buluyorum. Bir kez daha şu hayatta boşa yaşadığımızın farkına varıyorum.Aynı güne, aynı hayatla, aynı yürekle uyanıyorum. Bugün koridor başlarında ben yerine sizleri görüyorum. Her bekleyişin ardında bir yıkılışın saklı olduğuna tüm kalbimle inanıyorum. Zamanın ilaç olamadığını bu sefer gerçekten anlıyorum. Zaman iyileştirmiyor, zaman acınızı hafifletmiyor. Zaman sadece kafanızdaki sisi dağıtıyor. Tüm ışıkların üstünüze kapandığı yolda önünüzü görün diye… Buram buram acı kokan koridorlar yıkılan bir hayatın şahidi. Etimle kemiğimle nefret ettiğim yaşantıma, şu beş para etmez dünyaya gözlerimi açtığım hastane koridorları, gözlerini kapatışının en büyük şahidi…

İlgili Makaleler

10 Yorum

  1. insanı kendini içinde bulduğu bir yazı olmuş tebrik ediyorum masallah 👏🏻👏🏻

  2. Muhteşem bi yazı okurken çok şeyi düşündürdü,hayal ettirdi başarının devamını dilerim..

  3. Daha ilk yazıdan bu kadar başarılı bir iş çıkartmak… Eminim ki ilerleyen zamanlarda yine bir çok kişinin yazılarını okuduğunda ağzını açık bıraktıracaksındır.
    Başarılarının Devamını Dilerim..

  4. Okuduğum en güzel yazılardan biriydi. Acının o mükemmel tasviri o kadar içime işledi ki sanki o anları yaşadım. Gerçekten usta bi kalemden alınmış parçaya benziyordu. Yazanın ellerine sağlık devamını bekliyoruz.

  5. Bir acıyı anlamak için görmeye gerek yokmuş o insanın yazdıklarından,anlattıklarından ya da anlatmaya çalıştıklarından da anlayabiliyormuş bu yazı bana acının ve duaların en çok olduğu hastane koridorlarında yaşanılanları iliklerime kadar hissettirdi yazarımızın kalemine sağlık🤍

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu