Dizi&Filmİncelemeler

Friends: The Reunion – O Güzel “Arkadaşlar” O Güzel Atlara Binip Gittiler

Dünyanın her yanından birçok farklı insana farklı noktalardan dokunan dizinin finalinden beri tam olarak on yedi yıl geçti. Ve bu on yedi yıl içerisinde diziyi seven, sıkıca bağlanan ve toplam on sezon boyunca karakterleri kendi dostları veya ailesi gibi gören insanların aklında aynı soru vardı: Dizinin karakterleri acaba şimdi neredeler ve ne yapıyorlar? Ancak hazırlanan bu özel bölümün bariz soruyu cevaplamak adına yola çıkılmadığı oldukça aşikâr. Durum böyle olunca da benim için kısa süreli mutluluğu ne yazık ki hüzün ve bir nebze hayal kırıklığı takip etti. Fakat öncelikle bu beklentinin nereden geldiğini anlatmak gerek.

Friends dizisi gerek sevenlerin hafızalarında dostluk gibi önemli konular hakkında güzel duygular bırakıp, zor zamanlarında birçok insana yardımcı olmasıyla, gerek de sitcom türünün önünü açmasıyla ve How I Met Your Mother gibi dizilerin ilham kaynağı olarak sektörü genişletmesiyle önemli bir dizidir. Üstelik bunu yaparken birçok diziden farklı olarak sahip olduğu değerlerini sonuna kadar bozmaması da cabası. Bağlanmak için bu kadar sebep olunca da insanlar bu diziyi, daha doğrusu dizinin ortaya koyduğu dostluk ortamını kaybetmek istemedi. Bu yüzden de dizinin sessizliğe gömülmesinden beri geçen sürede dizi için geri dönüş umudu sürekli var oldu. Tabii burada işin magazinsel boyutunun da payı var ki beklentiler ve dedikodular hiç soluk vermeden devam etti. Dizi oyuncularından bir iki tanesinin beraber yakalandığı adeta her anda haber konusu oldu fakat tüm bu süre boyunca altı başrolün de bir araya geldiği hiç olmadı. Dolayısıyla genelde ucu bir yere bağlanmayan tuzak haberlerden fazlası hiç olmadı, ta ki şimdiye kadar.

Öncelikle, bu oyuncuların hepsini bir arada görmenin beni mutlu ettiğini söylemem gerek ve bunun kolay bir şey olmadığını da bildiğimden ötürü oldukça da sevinçliyim. Fakat bölümü izlerken bu hissettiğim mutluluğun oldukça yapay olduğunu hissettim adeta, mutluluğu umduğum şekilde bulamamıştım. Çünkü yaratılan beklentiden ötürü karşılaşmayı umduğum şey, altı oyuncunun herhangi bir talk-show’da bir araya gelip cevaplayabileceği sorular veya tekrar edebilecekleri eski oyunlardan ibaret olması değildi kesinlikle. Bundan dolayı bir nebze sanki kandırılmışım gibi hissediyorum. Genelde bu derecede etkisi olan diziler söz konusu olduğunda insanların beklentisi tam olarak aynısı olmasa da devamı niteliğinde bir şeyler deneyimleyebilmektir. Yani belki de o sevdiğimiz karakterlerin tam on yedi sene sonra nasıl hayatlar yaşıyor olduğunu görebilmek, hayatımızda o sayfayı artık kapatabilmemizi sağlardı. Ancak bunun yerine “ateşin etrafında toplandık ve eski günleri yâd ediyoruz” temalı bir bölümle yaklaşmak yaranın üstüne tuz döker gibi oldu.

Bir başka hissiyatım da sevilen karakterlerin ne kadar yaşlanmış, çökmüş ve belki diyaloglar ile olmasa da zaman ile aralarının açılmış, hatta dizinin kendisinden bile ne kadar uzaklaşmış, meşhur sahnelerin bazılarını adeta unutmuş olduklarını görmekle gelen hüznün yoğunluğuydu. Bunun üstüne de tam on sezon süren bu dizi deneyiminin başta Matthew Perry olmak üzere oyuncular üzerinde ne kadar zararlı etkiler bıraktığını görmek de şahsen oldukça yıkıcıydı:

“Almam gereken o kahkahayı alamadığımda, onları güldüremediğimde ölecekmişim gibi olurdum. Ve her gece böyle hissediyordum.”

Durum böyle olunca da finalinden yıllar sonra özel bölümü çekilen bir dizinin yapması gereken en önemli şeyi yanlış hatta zararlı yaptığını düşünüyorum: Diziye sıkıca bağlanan veya başka bir deyişle bitmiş olduğunu kabullenemeyen insanlara huzurlu bir geçiş sağlamak. Evet, belki hepimiz kabullenmesek de içten içe hayatımızdaki bu dönemin geçici olduğunu biliyorduk, sonuçta dizinin yapımcısı David Crane’in de dediği gibi dizi, arkadaşlarımızın ailemiz olduğu dönemi ele alıyordu. Dolayısıyla kendi ailenizi oluşturmaya başlayınca arkadaşlarınızla araya mesafeler giriyordu. Ancak günlük hayatta da mutlaka kendi hayatımızdan eski günleri andığımız olur. Ve bence benzer derecede önemli olayları ele alan veya simgeleyen bir dizi olarak, yapılan özel bölümün de bu önemli konuyu incelikle ele alması ve insanların bu durumla barışabilmelerini sağlaması gerekiyordu. Elbette ki içimizin hüzün dolmasını bekleyerek geldik fakat ekrana yansıtılanlar ile adeta yüzümüze doğru yıkıcı gerçekler atılıyor, sanki oyuncusundan yapımcısına tüm kadrosuyla dizinin severlerine “dizi bitti, evinize dönün ve bizi rahat bırakın artık” deniyor gibiydi.

Sonuç olarak, dizinin ve sembolize ettiği bu arkadaşlık döneminin bitmiş ve geri dönmeyecek olduğunu bize kabullendirmeleri bence bu şekilde olmamalıydı. Öteki yandan bu insanların yaşlı halleriyle bir arada olduğunu görmek de benim için oldukça değerliydi ve mutluluk ile hüzün arasında bir dengeyi yakaladı. Tüm bu yapısıyla, diziyi bitirmiş olan veya bahsi geçen değerlere sahip olan insanların izlemesi ve deneyimlemesi gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum.

İyi seyirler.

Efe Ayan

Başta edebiyat olmak üzere bilumum sosyal bilimlere ilgilidir. Eğer kedi severek dizi veya film eleştirmiyorsa kendisini @efelaruse olarak sosyal medyada bulabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu