DenemeEdebiyatFelsefe

İç Dökümü- 3

Açık konuşmak gerekirse ben iyi biri değilim. Biraz narsistim, egoistlikle harmanlanmış bir narsistlik sahibiyim. Çoğu zaman herkesi yarı yolda bırakırım, sonra arkadaşlarıma herkesin kötü olduğundan yakınırım, önce kendimi düşünürüm.
Ama hiçbir zaman sevdiğim kızı, beni terk etti diye hayatını rezil etmeyi düşünmem; terk ettiğim bir kızın da üzülmesini istemem. Gecenin bir yarısı eğer önümde bir kadın yürüyorsa rahatsız olmasın diye yürümeyi bırakırım, uzaklaştıktan sonra yoluma devam ederim.
Hayvanlara işkence edip öldürmeyi düşünmem, gece vakti olsa da sokakta bir kedi görürsem sevmeden bırakmam, evime yakınsa eğer evden mama getirip önüne koyarım, koyamazsam da kediyi o gece düşünmeden duramam.
Bunları kendimi övmek için, sempatiklik kazanmak için yazmıyorum. Sadece benim gibi umursamaz ve bencil bir adamın bile bunlara dikkat ettiğini görmenizi istiyorum.

Haber kanalını her açtığımda ismini ömrüm boyunca unutamayacağım kadınların haberlerini görüyorum: Münevver Karabulut, Özgecan Aslan, Emine Bulut, Pınar Gültekin, Merve Aslan… Ve ismi kısaltılarak paylaşılan nice güzel kadın.
Ardından savaşlarda çocuklar ölüyor, ağaçlar kesiliyor, kadınların cesetlerine beton dökülüyor, işçi babalar evine ekmek götüremedi diye intihar ediyor, birileri birilerini vuruyor, iki arkadaş siyasi fikirlerinden dolayı birbirini boğuyor, gözlerinden umut akan gençler memleketin stresinden dolayı canlarına kıyıyor…
Sonra yine kapatıyorum televizyonu, ama etkisi geçmiyor.

Eskiden bir hikaye yazıp bunları ana fikirde anlatmayı planlardım, ama böyle olayları anlatmak için kafamda kurgu yapamıyorum artık; doğru sözcükleri bile seçemiyorum, canım acıyor resmen.
Güzellikten bahsetmek istiyorum hikayelerimde, varoluş kaygısında yüzdürmek istiyorum, kötü sonla bitse de kafalarda güzel kalsın istiyorum, hayatın anlamsız olduğundan ama yine de yaşamaya değer olduğundan bahsetmek istiyorum. Böyle kötü olaylardan değil, kadın cinayetlerinden hiç değil.

Biraz kesik kesik oldu; belki yine derdimi anlatamadım, bilmiyorum. Odaklanamadım, açıkçası çok da odaklanmak istemedim. Çünkü odaklanma girdabına girdiğinizde çıkması çok zor oluyor, özellikle konu masum bir “can”sa. Ya da gecenin bir yarısı kafayı bulduğum için odaklanamıyor olabilirim, kim bilir…

Kerem Sığırcı

Sabahları öğrenci, akşamları okuryazar

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu