Müzik

Westside Gunn – Pray for Paris Albüm İncelemesi

Pray For Paris, Westside Gunn tarafından çıkartılan 3. Stüdyo albümü. Louis Vuitton’un güncel baş tasarımcısı, Off-White markasının CEO’su, modern moda ikonu Virgil Abloh tarafından tasarlanan albüm kapağında ilk gözümüze çarpan Caravaggio’nun ünlü çalışması David With The Head Of Goliath. Virgil, bu albümün kapağında bu ünlü çalışmaya kendi yorumunu katarak bana sorarsanız gayet etkileyici bir çalışma sergilemiş.

17 Nisan 2020 tarihinde yayınlanan bu albümde Tyler, The Creator, Freddie Gibbs, Roc Marciano, Joey Bada$$, Wale ve tabii ki de Conway The Machine ve Benny The Butcher gibi feature’leri görüyoruz. Feature listesi oldukça ilgi çekici bu albümü dinlemeden önce zaten beklentim sadece kapağa ve feature’lere bakarak arşa çıkmıştı.

13 Şarkılık ve 41 dakikalık bu albüme girişimizi 400 Million Plus Tax isimli 1 dakika 9 saniyelik intro parçası ile yapıyoruz. Bu intro’da Leonardo Da Vinci’nin ünlü çalışması Salvator Mundi’nin açık arttırma ses kaydını duyuyoruz. Etkileyici bir intro olan bu parça bizi albüme hazırlıyor.

Hemen ardından 1 dakika 35 saniyelik No Vacancy parçası geliyor, Gunn, bu parçada kısa da olsa güzel bir lyrical performans sergileyerek albüme altyapı olarak harika ama çok da sert olmayan, fakat sözleriyle suratımıza vuran bir parça ile başlıyor. Bruno Sammartino’ya yapılan bir profesyonel güreş atıfı görüyoruz, şimdiden söyleyeyim, bu albümde bol bol bunları göreceğiz. “My shooter shot five n*ggas in a row we yell “Bingo!”, my nino!”

Bu kısa parçadan sonra kendimizi ısınmış hissediyorsak daha uzun ve daha sert bir şarkıya geçmemizin vakti geldi, Benim albümdeki kişisel favorilerimden birisi olan Benny The Butcher ve Conway The Machine feature’leriyle George Bondo. Parça ismini ünlü sanatçı George Condo’dan, kendileri aynı zamanda Pitchfork tarafından Son 10 yılın en iyi 2. Albümü seçilmiş, bana sorarsanız Kanye West’in (tartışılabilir) en iyi iş çıkardığı albümü olan My Beautiful Dark Twisted Fantasy albümünün kapak tasarımcısından almıştr. Parçayı özetlemem gerekirse, kara, catchy bir beat üzerine yazılmış, sokaklara adanmış gerçek bir rap parçası. Kesinlikle albümün en güçlü kartlarından birisi. Benny ve Conway bu şarkıda gerçekten inanılmaz bir konuk performansı sergilemiş, onu es geçemeyeceğim. “I’m impactin’ the culture like Eric Bischoff!”

327, Güçlü feature listesiyle albümü dinlemeden önce en çok ilgimi çeken parçaydı, pek de bir şey değişmiş sayılmaz, bana sorarsanız albümün en sağlam parçalarından birisi. Tyler ve Joey yine bizi şaşırtmayıp inanılmaz bir konuk performansı sergilemişler, kadroya bakarsak zaten kötü bir parça çıkması zor. Nakarat ve Beat sizi farklı dünyalara götürüyor. “Unreleased Off-White to the ankles, I’m in them places that you can’t go, Don C, Nigo in the same row, ayy”

French Toast, Wale featuresiyle dikkatimi çekmişti, şarkıyı ilk dinlediğimde pek alışamadığımı söylesem pek yalan olmaz sanırım. Fakat albümü 3. Ve 4. Dinleyişimde alışsam da parçanın bu albümün en iyilerinden birisi olduğunu sanmıyorum. Fakat bu sadece benim fikrim. “Used to sell crack out the backdoor, but now I’m out here in Paris crushin’ on you”

Euro Step, kick içermediği için biraz tuhaf gelebilecek bir parça da olsa benim yine beğendiğim bir parça. Outro’da Ghostface Killa’yı duyuyoruz. Bana sorarsanız bir tık daha uzun olsa çok daha güzel olabilecek, potansiyeli olan bir parça. “Saint Laurents, water whip the coke with the Avian, They be on bullshit, I be on real time”

Allah Sent Me, gerçekten albümdeki favorilerimden birisi. İnanılmaz bir beat ile bizi karşılayan bu parça sanki Benny ve Gunn karşılıklı atışıyorlar ve siz de uzaktan olaya izleyici gözüyle

bakıyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Outro’da Ted DiBiase’nin sesini duyuyoruz. Bu bir WWF röpörtajından alınmış bir ses kaydı, bu şarkıyı dinlerken her şeye öfke ile bakıyorsunuz. Gerçekten insanın içine işleyen bir parça. “Addicted after my first pack, started dealin’ crack, you know I had dimes, you brought seven, I wasn’t feelin that”

$500 Ounces Freddie Gibbs featuresiyle sizi çete ve sokak hayatını yaşayan bizzat sizmişsiniz gibi hissettiren, çok sağlam bir beat’e sahip olan, inanılmaz akla kazınan bir parça. Freddie Gibbs parçayı taşımış gibi hissetsem de Gunn’ın da gayet iyi bir performansa sahip olduğu bu parçayı dinledikten sonra playlistinizde yer vermek isteyeceğinize eminim. “I got skeletons in my closet, right next to Balenciaga”

Sıradaki parçamız ünlü lüks moda markasından ismini alan Versace. Bana sorulacak olursa bu albümdeki filler parçalardan birisi. Albümün standartlarına göre aşağıda kaldığını düşündüğüm bu parça yine de kötü bir parça sayılmaz, en azından bir kere dinlemeye değer. “Inshallah, I’m never going back”

Claiborne Kick, bu parça hakkında söyleyeceklerim çok da olsa kısa keseceğim. Başında duyduğumuz Raw is Flygod, Chris Jericho’nun WWE ringine attığı ilk adımlarda izleyicilerin çığlıkları arasında söylediği efsane sözlerin biraz değiştirilmiş hali, “Raw is JERICHO!” Albümde bolca Profesyonel Güreş göndermesi göreceğimizi baştan söylemiştim. Bir insan en dipten nasıl en tepeye ulaşır, çok güzel anlatan bir parça. Uyuşturucu satıcılığından, bana sorarsanız (şu ana kadar) yılın en iyi rap albümünü çıkarmak, gayet iyi bir yükseliş değil mi? Kişisel fikrim, kesinlikle albümün en iyi parçası. Herkesin bir kere de olsa dinlemesi gerek. Bu parçanın sonuna bir söz ekleyemiyorum çünkü parçanın kendisini dinleyip kendiniz görmenizi istiyorum.

Shawn vs. Flair, yine isminde Profesyonel Güreş’e gönderme görüyoruz. Shawn Michaels ve Ric Flair, iki güreş efsanesinin büyük düşmanlığı isim vermiş parçaya. Kısa da olsa albümdeki en iyi parçalardan birisi olduğunu düşünüyorum. Albümün temasına uyduğu kesin, harika bir beate sahip bir parça. “Skeleton Wrist, my dealers graveyard shiftin’”

Party Wit Pop Smoke, ismi ile yakın zamanda vefat etmiş olan rap sanatçısı Pop Smoke’yi anıyor. Tyler, The Creator tarafından prodüksiyonu yapılmış bu parça, inanılmaz bir beat’e sahip. Tyler’ın beatlerini kişisel olarak da çok beğendiğim için bu parça kısa da olsa benim aklımda albümün en iyi parçalarından biri olarak aklımda kaldı. Harika sözlere sahip bir parça aynı zamanda. “Evil as Satan, but I see the god all in his eyes”

LE Djoliba, albümümüzün outro parçası. Outro parçası olmasına rağmen albümdeki ikinci favorim. Harika bir sample’ye sahip olan bu şarkı tabir-i caizse yağ gibi akıp gidiyor. Çok güçlü bir outro parçası olan LE Djoliba, albümün temasına harika bir şekilde uyum sağlayıp bize yaşattığı inanılmaz 41 dakikayı yeniden hatırlatıyor.

Albümü ilk dinlediğimde gerçekten çok etkilendim. Uzun süredir dinlemediğimiz kadar derin bir rap albümüydü. Albümün teması da cabası. Sokak hayatını, belki de uyuşturucu satıcılığını, parayı anlatsa bile size harika flowuyla ve Gunn’ın farklılık yaratan sesi ile inanılmaz bir deneyim yaşatıyor. Mutlaka dinlenmesi gereken bir albüm. Bundan birkaç sene sonra bir klasik olarak anacağımızı düşünüyorum, bence 2020’de şu ana kadar çıkmış en iyi rap albümü, tabii sene sonunda bu konuda ne deriz onu bilemem, ama şu an en güçlü aday olduğu kesin.

Albüme ve Parçalara puanlarım:

400 Million Plus Tax: 8/10

No Vacancy: 8/10

George Bondo: 9.5/10

327: 8.5/10

French Toast: 6/10

Euro Step: 6/10

Allah Sent Me: 8/10

$500 Ounces: 8.5/10

Versace. 5.5/10

Claiborne Kick: 10/10

Shawn Vs. Flair: 8.5/10

Party Wit Pop Smoke: 8.5/10

LE Djoliba: 9/10

Westside Gunn – Pray For Paris albümüne toplam puanım: 8.5/10

 

 

 

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu