İncelemelerKitap

Göğe Bakma Durağı Kitap İncelemesi

Göğe Bakma Durağı, Turgut Uyar’ın (1927-1985) şiirlerinden derlendiği şiir kitabıdır. (Ahmet) Turgut Uyar, toplumla iç içe geçmiş, halkı derinden anlamıştır. Ancak onları (Toplumu) şiirlerine yansıtmamış bir şairdir. Eski birçok şairden etkilenmiştir. Ayrıca dönemindeki şairlerden de etkilenerek zamanının şiir akımını (İkinci Yeniler) da oluşturmuştur.

Kim bu İkinci Yeniler?

İkinci Yeniler Akımı’nda Ece Ayhan, İlhan Berk, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Cemal Süreya, Edip Cansever gibi isimler yer almaktadır. 1950’lerde, bir önceki dönemin şiir akımına karşı olarak doğmuştur. Göğe Bakma Durağı da tam olarak İkinci Yeni Akımı’nı yansıtmaktadır.

Bu akıma bir son vermeli!

Göğe Bakma Durağı’nda, akımın da etkisiyle neredeyse hiç noktalama işareti bulunmuyor. Anlamsız ve devrik cümleler, dilde bulunmayan bazı kelime ya da kelime gruplarının varlığı da okumayı güçleştiriyor. Ne yazık ki tüm eleştirmenler de aynı şekilde düşünüyor.

Bir şiirde anlam, biçim, mesaj (Bireysel ya da toplumsal), duygunun yansıtılması ön plana çıkarılması gerekirken Göğe Bakma Durağı’nda (Ayrıca diğer tüm İkinci Yeni Akımı’na ait eserler) tamamen kapalı bir anlatım söz konusu. Bunlara şiir demek, bence bazı haksızlıklara da yol açabilir. Keskin bir şekilde kuralları yıkan bir kitap.

Kısa süren (1954-1964) bu akımdan etkilenen diğer şairlerimizin şiirlerinde de anlam veremediğim bazı ortak noktalar var. Örneğin, “At” kelimesinin neden bu kadar fazla kullanıldığı (İlhan Berk şiirlerinde de aynı şekilde). Ya da erotizm ile ilgili yer yer garip ifadelerin kullanılması… Garip diyorum. Çünkü gerçekten seksüel haliyle mi yoksa kapalı anlamda mı kullanıldığı anlaşılmıyor. (Cemal Süreya bile kendi şiirleri için: “Benim şiirim erotik bir şiirdir.” diyor)

Sonuç olarak;

Fazlaca tuhaf bulduğum bu akımın kısa sürmesine hem yeni şairler hem de okuyucular için bir “Önü açılma” olarak bakıyorum. Şiir ya da şairlerin dönem dönem farklılaşması elbette ki makul bir sonuç. Ancak akım olarak, hele ki tüm şiir dünyasını alt üst edecek şekilde bozacak bir yapıyı kabul etmek mümkün değil.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu