İncelemelerKitap

Ay Işığı Sokağı Kitap İncelemesi

Ay Işığı Sokağı, Avusturyalı yazar Stefan Zweig tarafından 1922’de yayınlanan kısa öyküdür.

Ay Işığı Sokağı 3 bölümden oluşuyor: “Ay Işığı Sokağı”, “Kadın ve Doğa”, “Leporella”. İlk bölümde “yürüdüm, şimdi odaya geldim, sağa döndüm, şimdi dışarı çıktım, sokağa baktım” tarzında bir anlatım var. 20 sayfalık bu bölüm neredeyse sadece bundan ibaret diyebilirim. Yine bu bölümde gündüz anlatımı bulunmuyor. Adından da anlaşılacağı üzere zaman olarak geceyi tercih etmiş.

Zweig’ın ilk yazı girişimlerinin şiir ile olduğunu biliyoruz. Şair tarafını da kitapta açıkça görüyoruz. Bu yüzden ilk kısımda kitapta yumuşak bir giriş hissediliyor.

Kadın ve Doğa

Kitabın 2. bölümünde kadın ve doğayı anlatıyor. Dibine kadar betimleme ve benzetmeler var. İlk bölümde bahsetmesem de Zweig yine burada da bir kadına takılmış. Kadın ona bakıyor, o kadına bakıyor. Kadına bir türlü açılamıyor veya açılıyor, daha sonra hayal olduğunu anlıyor… Sanki tüm kadınlar Zweig’a fısıldıyor gibi. Olur olmadık yerlerden çıkıyorlar. Ayrıca kadın ve doğa benzetmeleri bir zaman sonra şehvet dolu dakikalara dönüşüyor: Yeryüzü ve gökyüzü arasındaki şehvet, doğa ile kadın arasındaki şehvet, toprak ile ağaç arasındaki şehvet… Böyle uzayıp gidiyor.

Yine bu bölümde doğa olarak bahsettiği yer Avusturya’nın Tirol Bölgesi. Bölgedeki kuraklıktan dem vuruyor. Buradaki sıkı betimlemelerinden sonra Tirol topraklarında sahiden böyle bir kuraklık yaşanıyor mu ya da yaşandı mı diye araştırmak zorunda hissettim. Ancak böyle bir bilgiye ulaşamadım. (Bu arada Tirol olağanüstü bir yer). Daha sonra kuraklık yerini şiddetli fırtınalara bırakıyor. Damla damla akan gözyaşı gibi yağmur, hırslı bir sıcak vb. gibi benzetmelere çokça yer verdiği için kitap haliyle iç sıkıcı olmaya başlıyor. Bu arada tüm bu kuraklık ve fırtınalar yaşanırken Zweig otelde kalmaktadır.

Günümüzde Tirol (Avusturya)

Leporella

Son bölümde ise Leporella adındaki içine kapanık, kimseyle ilgilenmeyen, sadece işini yapan, çalışma arkadaşlarının isimlerini dahi bilmeyen bir hizmetçinin “baron” diye bahsedilen patronunun ona dokunması ile bambaşka bir kadına dönüşmesini ele alıyor. Bu bölümdeki cinayet ve intihar kısmı da gerilimi artıramadı. Zweig’ın neredeyse tüm karakterlerini öldürmesi, intihar ettirmesi kişiliğinin bir parçası.

Zweig’ın aynı zamanda Leporella adında, buradaki hikayenin uzun uyarlaması bir kitabı bulunmaktadır.

Özetlemem gerekirse kitapta karşılıklı konuşma yok denecek kadar az. Merak uyandırıcı değil, heyecanlandırmadı da; kısacası etkileyici değil. Ancak bu kitapta Zweig’ın baskın iki tarafı ortaya çıkmış: Birincisi şairane yazı tarzı, ikincisi ise melankolik yapısı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu