DenemeEdebiyatFelsefe

Huysuzluk

” ‘Huysuzluğu bir suç olarak adlandırıyorsunuz,’ dedi. ‘Fakat ben bunun çok iddialı bir ifade olduğunu düşünüyorum.’ ‘Hiç de değil,’ diye yanıtladım. ‘Hem kendimize hem de çevremize zarar vermemize neden olan şey, başka bir isimle adlandırılamaz. Birbirimizi mutlu edemediğimiz yetmiyormuş gibi, birde başkasının mutluluğuna engel olmak da neyin nesi? Bana tek bir kişi gösterin ki, huysuzluğunu kendine saklayıp, çevresindekilerin huzurunu kaçırmasın. Öyle biri yok! … Bizim aksimize mutlu olan insanlar görüp, buna katlanamıyoruz.’ ”

İşte hayatımda ki her şey bu satırları okuduktan sonra değişti. Goethe’nin Genç Werther’in Acıları adlı eserinde yer verdiği bu satırlar hayatımda ki, çevremde ki birçok olay ve olay örgüsüne bakışımı değiştirdi.

Neden mutluluklarımızı, sevinçlerimizi kimin ne diyeceğini umursamadan, yüzümüze yansıtmaktan çekinmeden, karşımızdakinin nasıl etkileneceğini düşünmeden paylaşırken, mutsuzluğumuzu içimize gömüyoruz. Neden mutluluklarımızı yüzümüze maske yapıp mutsuzluklarımızı içimize atıyoruz?..

Belki bu yazdıklarım sizlerle paylaştığım alıntıya zıt, belki tam tersi şeyler yazmam gerekiyor ama okuduktan sonra zihin kalemim bulutlara bu kelimeleri döktü. Başımı kitaptan kaldırıp nefes aldığımda düşünmeye başladım. Ülkemizde kime “Nasılsın?” diye sorsak çoğunlukla/genellikle hep “İyiyim.” cevabı almaya alışmışız. Artık o “İyiyim” kelimesinin nasıl söylendiğine, hangi tonda söylendiğine dikkat etmez olmuşuz. Toplum olarak en büyük hatamız bu bence. Kelimelerin arkasına saklanmış olan manaları görememek belki de görmek istememek belki de görmekten korkmak…

“Elalem ne der?” “Aman kızım/oğlum öyle yapma laf verme millete” “Haklısın ama milletin ağzı torba değil ki büzesin.” Hayatımızda bir çok hareketimizi, duruşumuzu, davranışımızı hatta belki de yeteneklerimizi küçüklükten beri etrafımızdan büyüklerimizden duyduğumuz bu ve benzeri sözlere aldırış ederek gerçekleştirdik.  Bazen oturup düşünme fırsatı buluyorum. Bu zamana kadar hayatımdan neleri kaçırdım? Neleri elalem laf etmesin diye kaybettim? Şimdi daha iyi anlıyorum ki bizim hayatımızı elin kızlarının /oğullarının başarısı ve başarısızlığı ile ölçülmüş, yönlendirilmiş.

Yazımı birkaç cümle ile toparlayıp noktalandıracağım. Bizler dışarıya neleri yansıtıp neleri yansıtmayacağımızı çok yanlış anlamışız. Evet bazı şeyler yansıtılmalı bazı şeyler ise içimizde kalmalıdır. Bazen karar alırken yardım almalı ama ilk söylenen/en çok söyleneni değil de bizim için doğru olanı uygulamalıyız. Umarım yazım sizler içinde faydalı olmuş ve hayatınıza bir nebzede olsa dokunabilmişimdir. Sevgi ve saygı ile kalınız….

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu