Kitap

Sekron’un Ruhu 1. Bölüm

Mina~

Gözün alabildiğine uzanan bulutlar, ıslanmış toprağı ısıtmak için kendini göstermeye çalışan Güneş’i saklıyordu. Toprak, ailesinin bir parçası olan çimenlerin esen yabancı rüzgarla birlikte bir oraya bir buraya salınmasına izin veriyordu. Çimenlerin üzerinde yuvarlanan minik bedenler hayatı yeni yeni keşfetmeye başlamıştı. Hayat ise olanca sakinliği ve huzuruyla bütün insanlığa hüküm sürmekteydi.

Her santimini ezbere bildiği toprakları adımlamak hiçbir zaman sıkmamıştı onu. Böylesine bir güzelliğin başka hiçbir gezegende olmadığına adı kadar emindi. Ve yine derin düşüncelere dalmıştı ki omuzunda hissettiği el onu gerçeğe döndürdü.

“Mina, bugün burada kalsan iyi olur.”Evet, son zamanlarda gezegenin çeşitli yerlerine düşen göktaşı sayısı bir hayli artmıştı ama bu onu durduramazdı. Her gün yaptığı gibi tarih kokan toprakları adımlamalı, atalarını hissetmeliydi.

“Hadi ama… Sadece bir saat sonra geri dönmüş olacağım.”

Annesi daha fazla ısrar etmedi. Çünkü ne kadar söylerse söylesin kızının onu dinlemeyeceğini biliyordu.

“Pekâlâ… Geldiğinde tarlada olacağım ve baban da toplantıda olacak. Gidip her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol etsen iyi olur.”

Mina başını sallayarak annesini onayladı. Ne demek istediğini çok iyi biliyordu. Anne ve babası meşgul olduğu zamanlarda inşaatı hala bitmemiş olan yeni kilerin tembel inşaatçılarını denetlemek ona kalıyordu. Bu sıkıcı bir iş olsa da Mina, babası söz sahibi biri olduğundan işçilerle çok eğleniyordu.

Her zamanki gibi sessizlik Sekron’un her bir santimini sarmıştı. Yaklaşmakta olan seçimler herkesi bir hayli geriyordu. Yirmi yıl önceki DuSe Savaşı’ndan sonra ikiye bölünen Sekron, doğal olarak iki ayrı lider tarafından yönetiliyordu. İki yıl önce yapılan birleşme antlaşması hala uygulanmaya koyulmamıştı. Ama bu seçim ile antlaşmanın uygulamaya gireceği düşünülüyordu. İşte bu yüzden liderler ve yetkili isimler gece gündüz toplantı yapmaktaydı. İnsanları gerim gerim geren, kafalarında tonla soru işareti oluşturan da buydu zaten. Sekron tek bir liderle mi yönetilecekti? Öyle olur da, ya babası lider seçilmezse diye korkuyordu Mina. Her şeyin babasının yönetiminde olmasına o kadar alışkındı ki… Eğer bu değişirse babasının artık insanları için çok farklı görevleri olacaktı. Mina, onun için endişeleniyordu. Ya yeni görevine alışamazsa ne olacaktı? Babasını mutsuz görmek onu da üzerdi.

Bir sorusu diğer birinin kilidini açarken ve Mina bu soru denizinde kendini kaybetmişken çoktan Tarihi Savaş Meydanı dedikleri yere ulaşmıştı.

~

Orada burada patlayan silahlar sadece küçükleri değil, büyükleri de korkutuyordu. Askerler canla başla savaşmaya devam ederken Sekron’un ileri gelen insanları da kendi aralarında büyük bir harbede içerisindeydi.

“Bilge Ana’yı onlara verin! Bir kişi için yüzlerce insanımızdan olacağız. Büyük saçmalık!”

“Hayır, Bilge Ana’ya ve onun kehanetlerine ihtiyacımız var.”

Sekron kocaman bir gezegendi. Yıllardır gezegene sahip olan insanlar bile tam anlamıyla gezegeni keşfedebilmiş değildi. Ki bu onu daha da cezbedici bir hale getiriyordu. İşte bu yüzden Dukan’dan gelen savaşçıların savaşı kazanma olasılığını daha da düşürüyordu. Yerlileri bile gezegeni tam anlamıyla tanımazken başka bir gezegenin, ömrü boyunca savaşmak için eğitilmiş askerleri nasıl tanıyabilirdi?

Dukan’ın lideri Kay’in çok zeki bir adam olmadığı bu savaştan anlaşılmaktaydı. Koskoca bir gezegene bir tane savaş gemisi göndermek ve Bilge Ana’yı almaları için savaşmalarını istemek hiç de akıl kârı değildi.

Ve sonuç beklenildiği gibiydi. Doğrular şaşmazdı. Bir avuç Dukan savaşçısı koskoca gezegene yenilmişti. Bu hiç de adil bir savaş değildi.

~

Mina adımlarını hızlandırdı. Bugün bu toprak daha değişik gelmişti ona. Nedendir bilinmez sanki Sekron, Mina’dan bir şey saklamaya çalışıyordu ya da bir şey anlatmaya. Tuhaf bir sessizlikle birlikte manalı bir fısıltı vardı gökyüzünde. Ağaçlar aralarında konuşuyormuşcasına, rüzgarla birlikte, salınıyordu bir oraya bir buraya.

O cesur kız, Mina, bugün korkmuştu bu topraklardan. Sekron’un ruhu onu geriyordu. Ve uzaklardan gelen bir rüzgar ona birkaç kelime fısıldadı.

Mina yerdeki dal parçasını kendine siper edip hızlıca etrafa göz gezdirdi. Kimsecikler yoktu etrafta. O zaman bu ses de neyin nesiydi, nereden gelmişti? Temkinli adamlarla ilerlemeye devam ederken rüzgar tekrar esti ve Mina tekrar aynı cümleyi duydu.

“Senin ailen Sekron’un derinliklerinde gizli.”

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu