DenemeKitap

Helali Arama Stratejileri

700’lü yıllar… Yani 7. Asır

Tam yedi sene koyun eti yememiştir İmamı Azam Hz.leri.

Çünkü şehrin köylerini eşkıyalar basmış ve köylünün koyunları çalınmıştı. Bu koyunların pazarlarda satılıp, bir şekilde sofrasına gelebileceğini düşündü, “Biz bedelini öderiz, gerisi bizi alakadar etmez” demedi. Bir koyunun ömrünü sordu; “en fazla yedi senedir” dediler. Malum çalıntı koyunlara rast gelme ihtimali ortadan kalkıncaya kadar yedi sene ağzına koyun etinden bir lokma bile koymadı (syf,25)

Asırlar sonrasında bile içtihatları tazeliğini koruyan, müslüman coğrafyasında en çok müntesibi olan Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam hz.leri’nin en büyük sırrı kendi tabiri ile hocasına ve kitabına gösterdiği saygıdır. Zira o muayene olurken bile bir tarafta hocasının evi, diğer cihette kağıt üretilen yer, karşısında da Kabe-i Muazzama olduğu için uzanıp yatmaya haya edip çok hasta olduğu halde ayakta muayene olmak isteyecek kadar hassas idi. Ona bu hassasiyet helal gıdaya riayeti sebebi ile verilmişti. Zira mideye girenler, ruha ve akla girenleri belirliyordu.

İmamı Azam Hz.leri’ni anlatmakta benim aciz kalemim yetersiz kalır. Onun için kitabı anlamaya geçelim:

Kitap tamamen helal gıda üzerine. Peki helal gıda ne demek? Kişinin helal kazancını Hz. Allah’ın helal kıldığı gıdalara harcamasıdır. Her önüne koyanı yememek, önüne konan yemeğin hangi şartlarda hazırlandığını bilmek kişinin hayat kalitesini belirler. Bedenine ve cebine saygısı olan her insanın midesine girene de dikkat etmesi gerekiyor. Daha çok dinî bir hassasiyet gibi görünse de sağlık açısından da çok önemli bir konu. Elbette iş dini boyuta döndüğünde hassasiyet iki katına çıkıyor.

Kitabımız bize helal gıdanın ne olduğunu, nasıl temin edilmesi ve neden dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor. Kolektif bir ekibin hazırladığı kitap meyve suyundan şarküteriye, katkı maddelerinden helal sertifikası veren kuruluşlara kadar pek çok konuda tatmin edici bilgiler veriyor. Yazarlarından diyetisyen Melek Aktürk ile sosyal medyada kitaba dair birkaç kelam etme şansım olmuştu. Baskı sürecini anlatırken sırf baharatlar için bile 3 yıla yakın araştırma yaptıklarını söylediğinde kitabın sadece para kazanmak için değil faydalı olmak için kaleme alındığını daha iyi anladım. Pek çok kişisel gelişim kitabı gibi üst perdeden nasihat dinler gibi değil de evinizin balkonunda yazarla çay içip sohbet ediyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz okurken. Kitabın başında şu not karşılıyor sizi; “Kişisel/şahsi gelişim değil, kişilik/şahsiyet gelişimi. Yani kişiliğiniz ile beraber ruhunuzu da geliştirmeye davet ediyor sizi.”

Hayatını insanların hidayeti ve gelişimine adayan bir beyefendiye yüzündeki huzuru nasıl elde ettiği sorulunca şöyle cevap vermiş; “bizler helal yiyoruz, helal içiyoruz, helal dinliyoruz, helal okuyoruz. Neticede helal istikamete doğru gidiyoruz” diye izah etmiş. İşte bu kitap bize bu huzuru vadediyor.. Yediğinizin, içtiğinizin helal ve sağlıklı olması temennisiyle….

Tuba Özdemir

Üç adam, bir bardak çay, bir kaç kitap... gerisi laf-ü güzaf

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu