HikayeKitap

Mucizeye Sesleniş: 2. Bölüm

…Tanrı’nın beni bu kadar sevdiğini hiç düşünmezdim. Bakıyorum da etrafımı mucizelerle çevrelemiş. İlk olarak büyükannen. Sen kendisini hiç görmedin. Oysa onun son isteği torunlarını görebilmekti. Eğer tanısaydın çok seveceğinden hiç şüphem yok. O içinde bulunduğu şartların ötesinde biriydi. Doktorlar kendisine “Yürüyebilmen Tanrı tarafından verilen bir mucize. Senin yürüyemiyor olman lazım.” deseler de o türlü türlü imkansızlıklara rağmen var gücüyle bizim için koştu. Bizlere en ufak bir yol aldırabildiyse ne mutluydu ona. Açıklayamadığı çok şey vardı. Ancak bilmese de o şeylerin çoğunu yapabiliyordu. Sadece bunun farkında değildi. İlk önce onu kaybettim. Benim için oldukça zor zamanlardı. O zamanlar annenle sevgiliyiz, Tanrı’ya şükürler olsun ki anneni görebilme, kendisiyle konuşabilme fırsatını çok görmedi. Bir diğer mucizem ise bileceğin üzere hayat arkadaşım, annendi. Kendisine ne sözcükler giydirirsem giydireyim hep bir tarafları çıplak kaldığını hissederdim. Onu hak edecek ne yaptım bilmiyorum. (1) Dünya’da pek çok kadın vardı, kimileri de çok güzeldi. Ama ben her bir hattı hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü nerede bulabilirdim? Onunla birlikte hayatımdaki her şey daha da anlam kazanmıştı ve sen o anlamların en başında geliyorsun. Sen bizim bu Dünya’ya mirasımızsın.

Senden beklediğim birkaç şey varsa bunların başında da her zaman kendin olman olacaktır. Çevrendekiler ne der diye düşünme. Kendini ezilmiş hissetme. Ben hissettim. Hayatta bir geri iki ileri olacak şekilde adımladım. Ta ki anneni görene dek. Sakın biz yanında yokuz diye kendini yalnız hissetme. Keşke ebeveynlerim yanımda olsaydı hayatının daha yaşanılabilir olacağını düşüneceksin. Senden aksini bekleyemem. Herkesin hayatında boşluklar vardır kızım. Senin boşluğun oldukça büyük. Yeri doldurulamaz bir boşluk. Bizim yokluğumuzu içinde oldukça hissedeceksin. Ama senden bir şey istiyorum ki bunu nasıl söyleyeceğimi bile bilemiyorum. Bizim boşluklarımızı başkaları ile doldurmaya çalışma. Tabi ki yakınlarımız sana sahip çıkacaklardır ama hiçbirisi bizim sevgimizin yerini tutmaz. Zaten güveniyorum sana bu konuda. Anne-baba bir çocuk için sırtını gözü kapalı dayayabileceği duvarlardır. Senin duvarların daha şimdiden yıkılmaya yüz tutmuş durumda. Bahsettiğim gibi Tanrı sana güveniyor ki bunları senin başına getiriyor. Oysaki unutma biz seni her zaman yukarıdan izleyeceğiz. Hem şöyle düşün; kimisinin çocukluğu hak ettiği gibi geçmiyor, kimisinin ise gençliği. Tanrı bir yerden alıyor, bir yerden veriyor sonuçta. Senin de geleceğin biraz buruk olacak ama inan ki bu seni Tanrı katında daha da yükseğe çıkaracak.

Başka bir şey ekleyecek olursam, hayatından birçok insan gelip geçecek. Hangisine ne kadar değer vereceğini iyi bil kızım. Düzgün bir şekilde aklında ölçüp biçtikten sonra kendilerine bunu davranışlarınla da hissettir. Bazı düşünceler içimizde tuttuğumuzda bizi yemeye başlar. Kendini onlara yedirmemeye çalış. Yanlış arkadaş seçiminin insanın başına her türlü felaket getirebileceğini unutma. Günümüzde pek çok insan kendisine sebebiyet vermediği halde başkaları tarafından yapılan hataların bedelini ödemek zorunda kalıyor.

Hayat uzun bir yolculuk bir tanem. Bu yolculukta eline diken batacak, bir yerlerin kanayacak, hava soğuk diye homurdanacaksın, ama bil ki insanlar daha soğuk. Hatalar yapacaksın, hatalarından yola çıkarak öğreneceksin. Hata yapmaktan korkmamalısın. Hayatın çeşitli evrelerinden geçeceksin. Mesela, elmas elmas olmadan önce kömürdür. Kendi yeteneklerini ortaya çıkaracak işlemleri yapmaktan çekinmemelisin. Bu sayede değere binersin. Bazen de hak etmediğin damgalar yiyeceksin. Dışlanacaksın. Ancak altın çamura batırılsa da bil ki altın altınlığından bir şey kaybetmez. Sen sen ol, her zaman kendi kıymetini bil..

 

(1): Karl Marx’ın eşine yazdığı mektuptan alıntıdır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu