Deneme

Uyku

Kendimi bildim bileli uyumaktan korkuyorum.

‌En çok uykusuzluktan geberirken geliyor resim yapma isteği, her uyumak üzere olduğumda fırlayıp ufak tefek bir şeyler çiziyorum. Uyuyakalmak üzereyken geliyor bütün fikirler, senaryolar, taslaklar kafama; kalkıp not ediyorum. Uyumak üzere olduğumu her anladığımda geliyor bütün özlemlerim, hüzünlerim. Yataktan kalkıp bir kez sevmek, bir kez sevilmek, bin kez anlaşılmak istiyorum, kalkamıyorum. Arayıp sesini duymak istiyorum, seviyorum demek istiyorum, özledim demek istiyorum; yalnızlığımın öznesi de yok muhatabı da, biliyorum. Her uyuyakalacağımda, ya bir daha uyanamazsam diyorum. Her günüm “Eh bugün de ölmemişim.” ile başlıyor. Her günüm “Ee, bugünü neden yaşadım ki?” ile bitiyor. 20 küsur senedir kendime anlam verememişken, bir anlamım olup olmadığını dahi çözememişken, belki vardır da biri de görür diye umuyorum. Tek bir bedenle, tek bir kalple, tek bir nedenle giderilemeyecek kadar yalnız hissediyorum. Çoğu kez kendimle bile aynı fikirde değilim. Kendimi öylesine tatmin edemiyorum ki bütün duygusal ihtiyaçlarımı gidermesi için her seferinde bir başkasının ihtiyacını hissediyorum. Yapabileceğimin en iyisi beklentilerimi karşılamaz korkusuyla yapabileceğimin en kötüsünü yapa yapa kendimi köreltiyorum. Bu korku yüzünden yapabildiğim tek şeyken resim bile yapamıyorum. Ne bu farkındalıktan kurtulabiliyorum ne de harekete geçecek gücüm var. Kendimden başkasını dahi çizmeye korkuyorum, hayatımdan çıkacak son insan benim deyip sürekli kendimi çiziyorum; kaşıma gözüme hayran olduğumdan değil. Söylemek istediklerim o kadar sorulmuyor ki kendi kendime soruyorum. O kadar çok şey var ki içimde anlattıkça içimdekiler mi olur biten yoksa ben mi, bilemiyorum. Gerçekleştirmek için hiçbir çaba sarf etmeyeceğim hayaller kurup kurduğum dünyada eğleniyorum. Ne yazmakla ne çizmekle bitmeyecek kadar doluyum. Biterim diye yazamıyorum, çizemiyorum. Başını unuttuğum, neden yazdığımı bilmediğim bilmem kaçıncı manifesto bu. Dört senedir istisnasız her sabah uyuyakalmak üzereyken aynı müziği açıp hiç düşünmeden o an ne hissediyorsam yazıp uyuyorum, son bir kez anlatmaya çalışmadan ölmeyeyim diye. Uyanıp da ölmediğimi gördüğümde, hiç okumadan siliyorum. Öyle görünüyor ki tamamen boşuna yaşıyorum ve bunu devam ettirecek kadar yüzsüzüm. Biraz da öpülesi.

‌Artık uyuyorum.

İlgili Makaleler

23 Yorum

  1. bak bu yazının nesi güzel biliyor musun, fikir var altında, yaşanmışlıktan ziyade belirli anılarda takılı kalmış olmanın burukluğu ve yağmurlu bir akşamüstünün o ‘edebi’ havasının seni tokatlaması gibi bir hissi var. sevdim, ve umarım bu eserlerin devamını getirirsin, yoksa desene seni daha yeni bulmuşken kaybettim, avucumda tutmaya çalıştığım su gibisin. kafiye yapmayı severim 🙂

    1. Düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Sonraki birkaç yazımda daha ziyade başımdan geçmiş olaylara değinmeyi düşünüyorum fakat bu tarzda tinsel manifestolarımı da kaleme almaya çalışacağım elbette 🌿

  2. Merhaba hocam sizinle 2014’te uluslar arası bir sergide tanışmıştık o dönem siz dergide çalışırken karikatürlerinize aşinaydım ama yazar yönünüzü bilmiyordum doğrusu. Düşüncelerinizi yazılı şekilde öğrenebilecek olmamız çok hoş olmuş,takipte kalmaya devam edeceğim…Saygılarımla başarılarınızın devamını diliyorum…

    1. Yazınız yalın ve akıcı ,özellikle bazı yerleri evet ben de böyleyim dedirtecek türden,sevdim açıkçası daha fazlasını görmek üzere… başarılarınız devamını dilerim.

      1. Merhaba Gölge, yanlış yere yaptığın yorumun için çok teşekkür ederim. Doğrusu bu bana çok tanıdık geldi, benim de yanlış yerlerdeki bir yorumdan ibaret olmuşluğum vardır. İyi temennilerin için teşekkür ederim 🌿

  3. Merhaba Sinem, uzunca bir süredir karikatür yayınlamıyorum bir yerde,daha ziyade yağlı boya resimlerime ağırlık vermiş durumdayım. Bu platformda yazılarımın yanısıra dergi karikatüründen ziyade daha düşünsel çizimler de paylaşmayı planlıyorum. Düşüncelerin için de çok teşekkür ederim, tekrar karşılaşmak dileğiyle 🌿

  4. Öncelikle ellerinize ve zihninize sağlık, yazınız hem etkileyici hem bastırdığımız çoğu gerçeği yüze vurmakta.. özellikle şu kısım “Öyle görünüyor ki tamamen boşuna yaşıyorum ve bunu devam ettirecek kadar yüzsüzüm” çok hoşuma gitti. Başarılarınızın devamı dilerim.

  5. Daha önceleri harika karikatürleri ile tanımış olduğum ve severek takip ettiğim Elyesa Bey’in dergide yazı yayımlamaya başlayacağı haberini aldığım günden beridir heyecanla bekliyordum. Yazılarında da karikatürlerindeki ve resimdeki becerisini ne denli kullanabildiğini farketmek beni ayrı bir sevindirdi. Bu sevincin ardından yazısını daha detaylı düşünmeye başladım ve derin anlamlar taşıyan, aslında günlük hayatta bizlere çok basit gelen kelimeleri özenle yazısındaki dokunaklı yerlere serpiştirebilme yeteneği de ayrı bir boyuta taşımış yazıyı. Ayrıca gündelik yaşantımızda sıradan hâle gelen uyku gibi basit olaylara duygusallık ve anlam yükleyebilmesi ben de bambaşka duygu ve düşünceler uyandırdı. Kendisinin yazılarını büyük bir keyifle takip ediyor olacağım. Bir gün tanışabilmek dileğiyle…

  6. Sabaha karşı ansızın uyanıp bunu okudum. Kendimi aradım yazıda. Buldum mu bilmiyorum, bulsam ne yaparım onu hiç bilmiyorum. Tek bildiğim 4 sene olduğu.

    1. Tam o saatlerde kendi kendime konuşuyordum ben de. Kendini bulmak kendinden geçmeye nazaran daha uzun sürüyor genelde. Bir gün bulmanız dileğiyle 🌿

  7. Merhaba Elyesa Bey
    Bir kaç kişinin daha belirtmiş olduğu üzere ben de sizi resimlerinizden ve karikatürlerinizden biliyorum meğer hislerinizi sadece fırçayla değil bilgisayar tuşlarıyla da çok güzel ifade edebiliyormuşsunuz. Ne hoş bir tesadüf sizinle burada karşılaşmak… yazınız bana kendimi bir kafka romanı okuyormuşum gibi hissettirdi, metnin sonuna kadar bu sabah gözlerimi bir böcek olarak açtım diyecekmişsiniz gibi okudum 🙂 dönüşümünüzün takipçisi olacağım, sevgilerimle…

    1. Merhaba, aslında her sabah bunaltıcı düşlerden uyandığımda kendimi yatağımda dev bir kyk borcuna dönüşmüş olarak buluyorum.. Bu dönüşümün sonucunu inanın ben de sizin kadar merakla bekliyorum. İlgi ve takibiniz için çok teşekkür ederim 🌿

  8. Açıkçası wattpad’de bir iki mizahi yazınızı okuyunca başka yazılarınız da var mı diye araştırırken bunu görünce şok oldum… O absürt, ince esprilerin arkasında çok daha eğlenceli bir zihin bulmayı bekliyordum. Size bu duygusal manifestoyu yazdıran yaşantılarınızı daha da merak etmeye başladım. İnstagramdan da takip isteği gönderdim hayatınıza biraz daha müdahil olmayı çok isterim. Yine de sanırım bu yönünüz beni çok üzgün hissettirdi, umarım mizahi yazılarınızı da kaleme almaya devam edersiniz… Sevgiyle kalın 🦊

    1. Merhaba, açıkçası ben de mizahi yazılarım üzerine gitmeyi düşünüyordum fakat sıcağı sıcağına yazılan bu metni paylaşarak giriş yapmış bulundum. Mizahi yazıların devamını getirmekle beraber bu şekilde deneme tadında tinsel manifestoları da kaleme almaya çalışacağım. Lotus çiçeği misali, espriler de bu yoğun duygu karmaşalarından çıkıyor genelde, bu sizi şaşırtmasın. Neticede ben de yalnızca bir insanım. Yorumlarınız için teşekkür ederim 🌿

  9. Yazı kendini okuyucunun yaşantısına dahil ediyor bir şekilde. Okurken tanıdık yüzlerce şey düşündürüyor, sorgulatıyor. Zihninize sağlık🍀

  10. “ Söylemek istediklerim o kadar sorulmuyor ki kendi kendime soruyorum. ” bu cümlenin üstüne nasıl bir cümle kurulur bilmiyorum.
    Yüreğine, kalemine sağlık..🌸

  11. Merhaba Ekin, üzerine kurmak istediğim çokça cümle var daha, peşin hükümlü olmayalım.. Ömrünün bir kısmını beni anlamaya çalışmaya ayırdığın için teşekkür ederim 🌿

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu