DenemeEdebiyat

Dostluk

Kendinizi tanımaya tam olarak ne zaman başladığınızı hatırlıyor musunuz? Tam tarih veremeyecek olsak da az buz o zaman dilimlerini hatırlıyoruzdur. Çünkü insan genelde dönüm noktası yaşadığını düşündüğü bir olaydan sonra kendini tanımaya başlar. Bu yüzden de o zamanlar kolay kolay unutulmaz.

Unutulmayan şeylerden biri de dönüm noktalarımızda yanımızda olan insanlardır. Sizce bu insanlar bizim dostumuz mudur?

Dostlarımızı neye göre belirleriz ki biz?

Yukarıda da ifade ettiğim gibi dönüm noktalarında yanımızda olan her insan dostumuz mudur?

Benim bugüne kadar edindiğim tecrübelere göre hayatınızdaki her insan sizi yarı yolda bırakabiliyor. Her ne kadar hepimiz aklımızdan bazı insanlar için “O beni asla bırakmaz.” düşüncesini geçirsek de kendimizi kandırırız aslında. Çünkü biliriz ki insanoğlu çıkarcıdır, kendi menfaatini düşünür. Kimi insanlar bugün varken yarın olmayabilir. Ama biz bunu biliyor olsak da yine de “Yaslanacak bir omuz” ararız kendimize. Her anımızda yanımızda olacağından emin olduğumuz, bizi hep mutlu edeceğini düşündüğümüz, o mükemmel dost arayışına girişiriz. Peki sorarım size, öyle birini kim kaybetti de siz bulacaksınız?

Böyle söylüyorum çünkü şimdilerde herkes ya bir dost arayışında ya da her önüne gelen insana dost demeye başlamış. Birilerine dost diyebilmek bu kadar basite nasıl indirgenebilmiş, anlamış değilim. Çünkü buna bağlı olarak da iki gün sonra dost dediğin insandan beklemediğin bir hareketle karşı karşıya kalınca her yerden silip engelleme, hayatından çıkarma çabalarına girme eylemleri başlıyor. Ee zaten o kişi hayatınıza ne kadar girebildi ki o kadar kısa süre içerisinde de çıkarmaya çalışıyorsunuz? İnsanlara güvenebilmek bana göre her geçen gün daha da zorlaşıyor, kolaylaşmıyor ki.

Dost dediğiniz her insan sizin dostluğunuzu hak ediyor mu, bunu soruyor musunuz kendinize?

Dünya böyle menfaatçi insanlarla doluyken ve insanlar artık ailesine bile güvenemeyecek konuma gelmişken biz neden hiç tanımadığımız insanlara güvenmek istiyoruz?

Birçok arkadaşımız olabilir, anılarımızı paylaştığımız, bizi gerçekten tanıdığını düşündüğümüz, eğlendiren, mutlu eden, huzur veren ama hepsi de bir sonraki gün olmayabilir. İşte bu yüzdendir ki insanın en iyi dostu kendisidir. Belki insan kendi tarafından da ihanete uğrayabilir, çevresindeki insanları kaybetmekten korkarken kendini de kaybedebilir, dostu sandığı insandan daha çok zarar verebilir kendine ama yine günün sonunda kendiyle baş başa kalır.

Kendinden kaçamaz insan, yolunu kaybederse yine kendi bulur yolunu, bir başkası bulmaz o yolu sadece aracı olabilir. İnsanın başkasıyla dost olduğunu sanması çok kolaydır. Asıl kolay olmayan kendiyle dost olabilmesidir. Bunun yolu da kendini tanıyabilmekten, sevebilmekten, kabul edebilmekten geçer. Bir başkasına bel bağlayıp hayatına devam etmeye çalışmak kolay gelir insana. Etrafındakilerinin onu iyi hissettirmesi için gerçeklerden kaçıp kendini yalanlara inandırmak kolay gelir. Ama asıl önemli olan insanın zoru başarabilmesidir. Sizin önünüzde bir engel var mı bunu başaramamanız için?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu