Kitap

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Yazar hakkında kısa bilgi:

Stefan Zweig, bazı platformlarda “En çok okunan ve ilgi gören” yazar. Belki de bunun nedeni kitaplarının çoğunun elli ila seksen sayfa arasında olmasıdır. En az beş dil bilen ve Yahudi asıllı olan Zweig zengin bir ailenin çocuğuydu. 1. Dünya Savaşı yıllarında gazetecilik yaptı. Ancak bundan hoşnut olmayan Zweig geri adım atarak savaş karşıtı yazılar yazmaya başladı. 100’den fazla eseri bulunan Zweig, Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü sebebiyle ve tahminimce bir dünya savaşı daha görmeye katlanamamasından ötürü 1942 yılında eşi ile birlikte uyku hapları alarak intihar eder.

Kitap incelemesi:

1922’de “Brief einer Unbekannten” adıyla yayınlanan ve Stefan Zweig tarafından yazılan bir öyküdür. Yazarın, hatırlamadığı bir kadın tarafından aldığı mektubun öyküleştirilmiş halidir.

Yazar mektubu aldığında üzerinde ne bir isim ne de bir adres vardır. Sadece “Sana, beni asla tanımamış olan sana.” yazılıdır. Yazarın merakı uyanır ve mektubu okumaya başlar.

On üç yaşında annesiyle birlikte yaşayan yoksul bir kızın karşı dairesine taşınan yirmi beş yaşındaki adama yıllar sonra yazmış olduğu ve adama karşı hissettikleri, hatıraları ve en önemlisi aşkını itiraf etmesini işleyen bir hikayedir. İtiraflarda herhangi bir şehvet duygusu olmaması dikkat çekicidir.

Kadının mektubu başlarda itiraf gibi görünse de daha çok bir yakınma söz konusudur. Adam kadını fark edemez ve kadın da kendi kendine çıkarımlar yaparak karşı tarafı suçlar, bunu imalı bir şekilde dile getirir ve en sonunda da sevdiğini söyleyememenin karşılığını ağır öder. Kendini neredeyse hiçbir zaman fark ettirmeyi başaramayan kız acı ve tutkusunu kendi içinde yaşar.

Kitap içerik olarak keyfimi kaçırsa da yazım olarak da bir o kadar memnun etti. Akıcılığı harika ve bir nefeslik şiir gibi. Tek bir duygunun yansıtılması konuya iyice bağlanmanızı sağlıyor. Yalnız bir zaman sonra kendinizi konunun gerçekliğini ve kurgusallığını sorgularken buluyorsunuz. Kadının her cümlesinin altından yersiz imalar fışkırması, tüm yükü adama bindirmesi de cabası. Kitapta yer, şehir veya ülke olarak çok bilgi paylaşılmamış, bu da yine tüm odağın kadının duygusunda toplanmasını sağlamıştır.

Aslında kadının tek istediği çocukluk yaşantısını adamla paylaşmak. Ne var ki bunu yaparken tanrıyı ve adamı suçluyor, bu işin içinden suçsuz olarak sıyrılmayı başarıyor ve sükse yapıyor. Eğer bir uzman doktor bu kadını döneminde gözlemlese idi muhtemelen bir “hastalık” teşhisi koyardı.

Filmi hakkında:

Stefan Zweig’in “Brief einer Unbekannten” adlı kitabından “Letter From an Unknown Woman” olarak uyarlanan, Joan Fontaine ve Louis Jourdan’ın başrollerde olduğu ve Stefan ismindeki çapkın bir piyanistin Lisa isimli bir kadından aldığı mektupla başlayan, 1948 yapımı dram tadında siyah-beyaz bir Amerikan filmidir.

 

İlgili Makaleler

4 Yorum

  1. İncelemenizde hafif bir yanlılık sezsem de yerinde ve gayet başarılı tespitleriniz olmuş. Emeğinize sağlık.

  2. Yorumlarınız kitabı çok merak etme ve okuma dürtüsü uyandırdı.. Güzel bir anlatım ve spoiler vermeden konu açıklaması yapılmış..Tebrik ederim.. Bu arada filmi de tavsiyeniz üzerine mutlaka izleyeceğim.. Yazılarınızın devamını bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu