EdebiyatHikaye

Başarı Mazeretle Gelmez (1. Bölüm)

Bütün hikayem uzun yıllar öncesine dayanıyor. Yaşadığım bütün zorluklar, bütün kolaylıklar bugün ben olmamı sağladı. Şu veya bu sebepten hayatımdaki o sıkıntılarda değişiklik olsaydı belki de bugün çok farklı konular konuşuyor olurduk. 

Babam talihsiz bir maden kazasında vefat ettiğinde henüz 15 yaşındaydım. O gidince koskoca dünyada annem, ben ve yeni doğmuş kardeşim baş başa kaldık. Başka hiç kimsemiz yoktu. Artık bizden kilometrelerce uzakta, madenlerde çalışan babamı tatillerde de göremeyecektim.

Babam vefat edince evin gelir kaynağı kesilmiş oldu. E tabi babamın çalıştığı maden davalardan bir şekilde yırtarak ne bize bir tazminat ödedi, ne bir maaş bağladı. Koca dünyada 5 kuruşsuz kaldık. İlk günden söyledim anneme: “Annecim sen hiç merak etme. Kardeşime ve sana en iyi şekilde ben bakacağım, hiç şüphen olmasın.” Benim bu sözlerimi duyunca nasıl gururlandı, nasıl duygulandı… E gururlanır tabi 15 yaşında küçücük veletten duyduğu sözlere bak. 

Evin yakınında Kocaeli Stadı vardı. Stadın altındaki taraftar mağazasının sahibi komşumuz Salih amcaydı. Çok severdi beni ve babamı. Babam vefat ettikten sonra cenazemize de katıldı Salih amca. Orada sordum ona: “Salih amca, artık babam yok anneme ve kardeşime ben bakmak zorundayım. Mağazada bana uygun bir iş ayarlayabilir misin?” Salih amca hafif bir tebessüm edip: “Dükkan senin aslanım, ayarlarız tabii ki bir şeyler. Hele şu işler bir bitsin uğrarsın mağazaya konuşuruz.” dedi. 

Babam küçüklüğünden beri çok severmiş Kocaelispor’u. Sık sık maçlarına gidermiş, tribünden desteklermiş. Tabii o Kocaelispor’un iyi günlerini de hatırlardı ama ben pek denk gelemedim o zamanlara. E tabi ben doğduktan sonra bana da sevdirdi yeşil siyahı. Artık babamdan kalan bir mirastı bana Kocaelispor. Cenazenin sonrasında gittim mağazaya, Salih amca bana iş verdi. Haftanın 7 günü mağazada çalışıyordum, maç günü bedava maça girebiliyordum. Babamdan kalan mirastı bana Kocaelispor, çok seviyordum artık onu. Birde hani insan çok bunaldığında bir dağın tepesine çıkıp haykırmak ister, içindeki bütün sıkıntıları bağırarak atmak ister ya. İşte öyle bir şeydi benim için tribünde bağırmak, deşarj ediyordu beni. Maç saatinde takımı desteklemek için bağırırken unutuyordum bütün derdimi sıkıntımı. 

Sürekli çalıştığım ve okula gidemediğim için kendimi geliştirme işi tamamen bana düşmüştü. Yaşadıklarımdan edindiğim tecrübeye göre insan kendi kendini çok güzel eğitebilirmiş. Evet okula gitmeden doktor olamam ama kendimi geliştirip işte bugün bu noktaya geldim, oraya sonradan geleceğiz.

1. Bölüm Sonu 

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu